Ana Sayfa Yönetim Kurulu Sık Sorulan Sorular Görüş/Şikayet/Öneri Bilgi Edinme İletişim RSS
  Menü
 
   
 
  BİLGİ BANKASI
 
 
  • Avrupa Birliği
  • COĞRAFİ İŞARET
  • Raporlar&Araştırmalar
  • Sık Sorulan Sorular
  • Ülke Profilleri
  • Yayınlar
  •  
     
      Kadın Girişimciler
     
     

     
     
      Galeri Linkleri
     
     



     
     
      Sayaç
     
     
    Aktif Ziyaretçi : 6
    Dün : 144
    Bugün Tekil : 86
    Bugün Çoğul : 547
    Toplam : 111825
     
     
      Üye Girişi
     
     
     :    
     : 
     
     
      Firma Girişi
     
       
     
     
         Bölüm : Duyurular - Pazara Giriş Engelleri Çalışma
     
     

    Pazara Giriş Engelleri Çalışma Grubu /Marka Taklidi


    Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde oluşturulan Pazara Giriş Engelleri (PGE) Çalışma Grubu'na yapılan bildirimler "kapsamında, özellikle Orta Doğu'ya ihracat yapan firmaların ürünlerine ait markaların, ihraç edilen ülkelerde taklit edildiği, hatta taklit malların başka ülkelere ihraç edildiği belirtilmektedir.
    Markanın bir fikri mülkiyet hakkı çeşidi olduğuna değinilerek, fikri mülkiyet haklarının korunması konusunda ülkesellik prensibinin geçerli olduğu ve ülkesellik prensibine göre, bir fikri mülkiyet hakkının, hangi ülkede korunmak isteniyorsa o ülkenin mevzuatı çerçevesinde ve sadece o ülkenin sınırları içinde korunduğu ifade edilmekte olup, marka ihlalinden doğan zararların tazmini konusunda uluslararası tahkim gibi başka bir makam yetkilendirilmedikçe, markanın korunması ve ihlalden doğan zararların tazmininin ilgili ülke mahkemelerinden talep edilmekte olduğu belirtilmiştir.
    Bununla birlikte, fikri mülkiyet haklarının uluslararası anlaşma ve sözleşmelere de konu olduğu, markalar ile ilgili olarak, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'nün Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Haklan (TRIPS) Anlaşmasının ve Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) kapsamında yer alan Paris Konvansiyonu ile Madrid Protokolünün temel metinler olarak karşımıza çıktığı belirtilmiştir. Söz konusu metinlere ilişkin özet bilgi ekte verilmekte olup, http://www.tobb.org.tr/DisTicaretMudurlugu/Sayfalar/Duyurular.aspxadresinden de temin edilebilir.
    Notun incelenmesinden de görüleceği üzere, TRIPS Anlaşması ve Paris Konvansiyonunun, fikri mülkiyet haklarının korunması için, üye/taraf devletlerin, kendi iç hukuklarında yer vermeleri gereken asgari koruma şartlarını hükme bağlamakta olduğu, bu anlamda, bahse konu metinlerin, ülkelere fikri mülkiyet haklarının korunması için ne yapılması gerektiğini dikte etmekle birlikte, asıl korumanın, ülkesellik prensibi çerçevesinde ülkenin içinde aranabileceği bildirilmiştir. Madrid Protokolünün ise, markaların tesciline ilişkin bir birlik kurduğu ifade edilmiştir. Ayrıca ülkemizin DTÖ'ye üye, Paris Konvansiyonu ve Madrid Protokolü'ne ise taraf olduğu ifade edilmiştir.
               Bu çerçevede, yukarıda değinilen anlaşma ve sözleşmelere üye/taraf tüm ülkelerin fikri mülkiyet haklarının korunmasını sağlayacak mevzuatı iç hukuklarına geçirmeleri gerektiği, ancak, hakların aranabilmesi için, öncelikle ihlalin gerçekleştiği ülkelerde yasal anlamda hak sahibi olunması gerektiği, yani markayı tescil ettirmenin ön şart olduğu belirtilmiştir.
     
    Bu kapsamda, uluslararası tescilin iki şekilde yapılabildiği, Madrid Protokolü'ne taraf olmayan ülkelerdeki tescil işlemleri için her ülkenin kendi ulusal ofisine başvuruda bulunması, ayrı ayrı ücret ödenmesi ve farklı dillerde formlar doldurulması gerektiği, ekte yer alan bilgi notundan da görüleceği üzere, Madrid Protokolü'ne taraf ülkelerde ise, ayrı ayrı her ülkede değil, tek bir dilde yapılacak tek bir başvuruyla markanın talep edilen birden fazla ülkede tescil ettirilebilmesinin sağlanabildiği belirtilmektedir.
              Sınai mülkiyet haklarının uluslararası planda korunmasını sağlamak amacıyla 1883'de Paris'te yapılan toplantıda "Sınai Mülkiyetin Himayesi için Bir İttihat Teşkili Hakkındaki Mukavelename" (Paris Konvansiyonu) kabul olunmuştur.
             Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (World Intellectual Property Rights - WIPO) tarafından yönetilen anlaşmalar arasında yer alan Paris Konvansiyonu, son olarak, 14 Temmuz 1967'de Stockholm'de revize edilmiş olup, hâlihazırda 173 üyesi bulunmaktadır.[1]
             Paris Konvansiyonu kapsamında, Konvansiyona taraf ülkelerin sınaî hakların korunması amacıyla bir birlik oluşturdukları ifade edilmektedir.
             Konvansiyon'un ticari markalara ilişkin maddeleri arasında aşağıdaki düzenlemeler yer almaktadır.
    o Her ülke, markaların tescili ve tescil için başvuru şekline ilişkin hükümleri kendi iç hukuku ile düzenleyebilecektir. Ancak, bir Birlik ülkesi vatandaşı tarafından her hangi bir Birlik ülkesinde başvurusu yapılmış bir markanın tescili için yapılan bir başvuru, tescilin veya yenilemenin menşe ülkesinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilemez veya bir tescil hükümsüz kılınamaz.
    o Bir Birlik ülkesinde, usulüne uygun olarak tescil edilmiş bir marka, menşe ülkesi dahil diğer Birlik ülkelerinde tescil edilmiş olan markalardan bağımsız olarak kabul edilecektir.
    o İstisnai durumlar (marka üçüncü tarafların elde edilmiş haklarına tecavüz ediyorsa, ayırt edici karakterden yoksunsa, ahlak veya kamu düzenine aykırılık söz konusu ise, kamunun yanıltılmasına yol açabilme ihtimali varsa) dışında, Birlik üyesi olan menşe ülkesinde usulüne uygun olarak tescil edilmiş markanın diğer Birlik ülkelerinde tesciline izin verilmesi ve korunması gerektiği öngörülmektedir. Ancak, korunması istenen marka, menşe ülkesinde tescil edilmemiş ise, bahse konu maddeden yararlanılamaz.
    o Birlik üyesi ülkelerde yasal korunma hakkına sahip markalan, hukuka aykırı bir şekilde üzerlerinde barındıran tüm ürünlere, üye ülkelere ithalatları esnasında el konulması gerektiği; söz konusu el koyma işleminin hukuka aykırı olarak markalamanın yapıldığı ülkede de aynı şekilde uygulanacağı; transit mallara el koyma zorunluluğunun ise olmadığı hükme bağlanmıştır.
     
    o Ayrıca, bir ülke mevzuatının mallara ithalat esnasında el koymaya cevaz vermemesi halinde, el koyma yerine ithalat yasağı veya ülke içinde el koyma işleminin gerçekleştirilmesi gerektiği; bunların da mümkün olmaması halinde, dava hakkı ve yasal yolların uygulanacağı ifade edilmektedir.
    o Mahreç ve menşeleri ile üreticinin kimliği hususunda sahte işaret taşıyan ürünlere ithalat esnasında el konulması gerektiği; birlik ülkelerinin, vatandaşlarına haksız rekabete (ticari ve sınaî hususlarda dürüst uygulamalara aykırı bir rekabet davranışı) karşı etkili bir koruma sağlamakla yükümlü olduğu da hükme bağlanmıştır.
    o Yukarıda anılan tüm fiil ve davranışlardan doğan zararların tazmin edilmesine yönelik olarak diğer Birlik üyelerinin vatandaşlarına gerekli yasal hakların tanınması gerektiği karara bağlanmıştır.
              Fikri mülkiyet haklarını korumaya yönelik normların önemli ölçüde değişiklik gösterdiği ve uluslararası ticarette sahte mallara uygulanabilir prensip ve kurallar konusunda çok taraflı bir çerçevenin bulunmamasının uluslararası ekonomik ilişkilerde giderek artan bir gerginliğe yol açtığı görüşüne dayanılarak, 1995 yılında tamamlanan Uruguay Turu müzakerelerinde Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Haklan (Trade Related Intellectual Property Rights - TRIPS) konusunda da bir anlaşma akdedilmiştir.
              Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'ne üye tüm ülkeler, TRIPS Anlaşması'na da taraftır.
              Anlaşmanın pek çok maddesinde Paris Konvansiyonuna atıf bulunmaktadır. 2. Madde'de, Anlaşmanın II, III ve IV sayılı Kısımlarına ilişkin olarak, Üyelerin, Paris Konvansiyonunun (1967) 1-12 Maddeleri ve 19. Maddesine riayet edecekleri ifade edilmektedir.
              TRIPS Anlaşması'nda fikri mülkiyet haklarının geneline ilişkin olarak hükme bağlanan asgari koruma şartları aşağıda yer almaktadır:
    o Fikri mülkiyet haklarının korunması konusunda adli başvuru yolları olmalıdır. Adli başvuru yollarına başvurmadan önce idari başvuru yollan düzenlenebilir.
    o Söz konusu usuller adil ve eşit olmalı, gereğinden fazla karmaşık veya masraflı olmamalıdır. Ayrıca süre kısıtlan makul olmalıdır.
    o Herhangi bir davanın esasına ilişkin kararlar tercihen yazılı ve gerekçeli olarak, gecikme olmaksızın davanın taraflarına bildirilmelidir. Karanın gerekçesi, sadece taraflara hakkında görüşlerini bildirme haklarının tanındığı delillere dayandın İmalıdır.
    o Davanın taraflarına temyiz hakkının tanınmış olması gerekmektedir. Ancak ceza davaları sonucunda verilen beraat kararları, temyiz imkânı tanıma yükümlülüğünden istisna tutulmuştur.
    o Yargı makamları, fikri mülkiyet ihlallerini önlemek için ihlale ilişkin fiilin önlenmesi, ihlalden doğan zararların tazmini, hukuk yollarına başvurulması nedeniyle avukat ve diğer yargılama masraflarının ödenmesi ile taklit ürünlerin imhası gibi kararlar verme yetkisine sahip olmalıdır.
    o Geç kalınması halinde fikri mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle oluşacak zararın telafisinin güç olması durumunda, yargı makamlarının ihtiyati tedbir karan almaya yetkileri olmalıdır.
    o Bir fikri mülkiyet hakkının ihlal edilmesini önlemek ve gümrükten çekildikten hemen sonra ithal malların kendi yetki bölgelerindeki ticaret kanallarına girmesini engellemek amacıyla, bu ürünlere gümrüklerde geçici olarak el konulması için gerekli önlemler alınmalıdır. Bununla birlikte ihracata konu olan ürünler bakımından zorunluluk bulunmamakla birlikte gerekli benzer önlemler alınabilir.
    TRIPS Anlaşmasının markalara özel düzenlemelerin yer aldığı 2. Bölüm'ünde aşağıdaki Hükümler yer almaktadır:
    o Bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayıran herhangi bir işaret veya işaret kombinasyonu bir marka oluşturabilecektir.
    o İşaretler ilgili mal veya hizmetleri ayırt edici kılacak özellikte olmadıkları takdirde, Üyeler tescil edilebilirliği kullanım aracılığıyla kazanılan ayırt edici özelliğe bağlı kılabilirler. Üyeler tescil işleminin bir şartı olarak işaretlerin görsel olarak algılanabilir özellikte olmasını talep edebilirler.
    o Üyeler tescil edilebilme özelliğini kullanıma bağlı kılabilirler. Ancak, bir markanın fiili kullanımı tescil için başvuruda bulunmanın bir şartı olmayacaktır. Başvurular yalnızca, başvuru tarihinden itibaren üç yıllık bir sürenin bitiminden önce amaçlanan kullanım şeklinin gerçekleşmemiş olduğu gerekçesiyle reddedilmeyecektir.
    o Uygulanacak mal veya hizmetlerin niteliği markanın tesciline hiçbir şekilde engel oluşturmayacaktır.
    o Üyeler, her markayı tescil edilmeden önce veya tescil edildikten hemen sonra yayınlayacaklar ve tescilin iptali ile ilgili başvurulara makul bir fırsat tanıyacaklardır. Üyeler ayrıca bir markanın tescil edilmesine itiraz için de fırsat tanıyabilirler.
    o Tescilli bir markanın sahibi, kendisinden izin almamış üçüncü şahısların, bu markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetler için aynı veya benzer işaretleri kullanmasını engelleme hakkına münhasıran sahip olacaktır.
    o Herhangi bir markanın ilk başlangıçtaki tescili ve her yenilenen tescili en az yedi yıl süre ile geçerli olacaktır. Herhangi bir markanın tescili süresiz olarak yenilenebilecektir.
    o Tescilin idame ettirilmesi için markanın kullanılması gerekli ise, tescil sahibi tarafından markanın kullanılmasını önleyen engellerin varlığına dayalı olarak geçerli nedenler ileri sürülmedikçe, tescil ancak markanın kullanılmadığı kesintisiz en az üç yıllık bir süre geçtikten sonra iptal edilebilir.
    o Bir markanın ticaretin seyri içinde kullanılması, bir başka marka ile birlikte kullanma, özel bir biçimde kullanma veya bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerinkinden ayırma özelliğine zarar verecek şekilde kullanma gibi özel koşullarla haksız yere engellenmeyecektir.
     
    Madrid Protokolü
             Bir markanın tescili için her ülkeye ayrı ayrı başvuruda bulunmak, ücretler ödemek, her ülke için ayrı dillerde formlar doldurmak yerine markalara ilişkin işlemlerin (başvuru, ücret devir, iptal, yenileme vb.) kolayca tek bir merkezden (WIPO) yürütülmesi için WIPO kapsamında bir uluslararası tescil sisteminin kurulması amaçlanmıştır.
              Markaların uluslararası tescili iki anlaşma tarafından düzenlenmektedir: 1891 tarihli Markaların Uluslararası Tesciline İlişkin Madrid Anlaşması ve 1989'da kabul edilip, 1 Aralık 1995'te yürürlüğe giren ve 1 Nisan 1996'da uygulanmaya başlanan Madrid Anlaşması'na ilişkin Protokol. İkisi bir arada Madrid Sistemi'ni oluşturmaktadır.
             Ülkemizde 1 Ocak 1999 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanan Madrid Protokolü, Paris Konvansiyonu'nun 19. Maddesi kapsamında kurulmuş bir Özel Birliktir. Paris Konvansiyonu'nda olduğu gibi, Protokol'e taraf ülkeler bir birlik oluşturmaktadır.[2]
    o Madrid Sistemi ile birden çok ülkede, tek bir tescil numarası ve tek bir yenileme tarihi ile birden çok tescil elde edilebilir.
    o Madrid Sistemi, kuruluş, yerleşiklik veya tabiiyet açısından Madrid Sistemi'nin bir üyesiyle gerekli bağlantıya sahip olmayan gerçek veya tüzel kişiler tarafından kullanılamaz. Madrid Birliği içerisinde olmayan bir ülkede, marka koruması da sağlanamaz.
    o Bu sistemde, uluslararası marka tescilinin sağlanabilmesi için öncelikle ilgili menşe ofiste,tescilli bir markanın veya bir marka tescil başvurusunun olması zorunludur
    o Uluslararası tescil için başvuru, öncelikle menşe ofise yapılmakta, menşe ofis ise başvuruyu Uluslararası Büro'ya iletmektedir. Öte yandan, uluslararası başvuruda, marka korumasının istendiği Akit Taraflar belirtilmelidir.
     
    o Eğer uluslararası başvuru menşe ofis tarafından eksiksiz olarak ve süresi içinde Uluslararası Büro'ya gönderilir ise, Büro, başvuruyu uluslararası sicile kaydeder ve WIPO Gazetesi'nde yayınlar. Daha sonra, marka korunmasının talep edildiği Akit Taraflara bildirimde bulunur.
    o Uluslararası tescilin talep edildiği her Akit Taraf, uluslararası başvuruyu kendi yasal mevzuatına göre inceleyerek ret veya kabul eder.
    o Akit Taraflarca alınan ret kararlan, Protokol'de belirlenen süre içinde (Akit Tarafça Protokol çerçevesinde 18 aya çıkarıldığının bildirilmemesi halinde, 12 ay) Akit Taraf Ofisi tarafından Uluslararası Büro'ya gönderilmelidir.
     
    o Uluslararası Büro ret kararını Uluslararası Sicilde kayıt eder ve Gazete'de yayınlar. Ayrıca ret kararının bir kopyasını başvuru sahibine ve menşe ofisine gönderir.
     
    o Retten sonra, inceleme veya itiraz, başvuruyu inceleyen Akit Tarafın Ofisi ile başvuru sahibi arasında gerçekleşir. Ancak yeniden inceleme veya itiraz sonrası alınan karar Uluslararası Büro'ya bildirilir. Bu karar, Uluslararası Büro tarafından Uluslararası Sicilde kaydedilir ve Gazete'de yayınlanır.
    o Uluslararası marka tescili on yıl süreyle korunur. Tescil, marka sahibi veya vekilinin talebi üzerine yenileme ücretinin ödenmesi koşuluyla on yıllık süre için sınırsız defalar yenilenebilir.


     
     
    Eklenme Tarihi : 2011-04-01 15:31:19 Okunma Sayısı : 162
    Arkadaşına Öner - Sayfayı Yazdır
    Mail Adresiniz :      Arkadaşının Mail Adresi :
    Arkadaşına Not :
                        Sayfayı Yazdır
     
     
           Yorum Bölümü
     
     
    Yorum yapabilmek için Üye Olmanız Gerekmektedir.
     
     
     
      Yönetim
     
     
    MailYönetim
    WebMail Sistemi Yönetim Paneli
     
     
     













     
       
     

     
    Düz Mah. Stadyum Caddesi No:2 - Ordu / Tel : +90 452 214 10 77 - 214 19 35 / Faks :+90 452 214 19 99 bilgi@otso.org.tr
    Designed ßy AA Team(Asım kalyoncuoğlu - oğuzhan Arslan)(c)2009