“OR-Gİ ve Karadeniz-Akdeniz yolunun mutlaka hükümet programına alınması gerektiğini belirten Şahin, şu açıklamaları yaptı:
“5 Mayıs 2009 tarihi itibari ile KOSGEB kanunu değişmiş ve hizmet kapsamındaki işletme sayısında ciddi bir artış olmuştur. Bunu takiben KOSGEB tarafından yeni hedef kitlesindeki KOBİ’lerin, esnaf ve sanatkarların rekabet edebilirliğini arttırmak ve sorunlarına çözüm sunmak amacıyla 3 farklı desteği kapsayan yeni bir kredi faiz desteği programı hazırlanmıştır. Buna göre KOBİ’lerin yeni teknoloji kullanımı yeni iş yerine taşınma işlerini büyütme yeni yatırım hammadde alımı üretim ve pazarlama eğitim ve danışmanlık yurtdışı pazarları açılım ve geliştirme ihracat finansmanı ve münferit projeleri finansmanı amacıyla geliştirilmiş olan yeni kredi faiz desteği programı, GAP bölgesinde faaliyet gösteren KOBİ’lere yönelik olarak geliştirilmiş olan makine teçhizat kredi faiz desteği programı ve özellikle sel, su baskını ve doğal afetler vb gibi olumsuzluklardan etkilenen işletmelere yönelik olarak geliştirilmiş olan acil destek kredisi programı 12 Ekim 2009 itibari ile başlatılmış bulunmaktadır. Belirtilen desteklerle ilgili üyemiz olan KOBİ’lerin bilgilendirilmesini desteklerin kullanımında azami verim alınmasını sağlayacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda gerekli bilgileri almak için KOSGEB’den tarafımıza gönderilen yazı ve eklerine TOBB internet sitesi duyurular bölümünden ulaşabilirsiniz.”
OTSO 2009 YILI ORDU İLİ ÖNCELİKLİ SORUNLAR RAPORU
1) Fındık Üretim ve İmalat Sektörü Sorunları
Ordu ili, temel ekonomik faaliyetleri tarım sektörüne dayalı bir yapı arz etmektedir.
Tarım sektöründe birici fındık olup, yıllık ortalama 170.000 – 180.000 ton seviyelerinde fındık üretime yapılmaktadır.
2008 yılı Ordu ili fındık üretim tahmini 210.000 ton dolaylarında olup, bu miktardaki üretimin yaratacağı gayri safi hâsıla TMO ortalama alış fiyatları ile ( 5 TL / kg ) 1.050.000.000 TL tutmaktadır.
Mevcut döviz kuru ile 621.300.000 Dolara eşdeğer bir üretim yaratılmaktadır.
Ancak, sürdürülebilir istikrarlı bir fiyat politikasının sağlanamaması, ürünün mevsimlere göre önemli artış ve eksilmelere tabi bir yapıya sahip olması, ülke içi fındık tüketiminin toplam üretimin yüzde yirmiler altında ve düşük seviyelerde bulunması gibi nedenler ile fındık üreticisi bugüne kadar ürünün düzenli ve tam değerinde pazarlayamamış ve üretici açısından önemli gelir kayıpları ortaya çıkmıştır.
Geçmiş yıllarda uygulanan fon, düzensiz fiyat politikaları ve asgari ihraç tescil fiyatı uygulamaları neticesinde, uluslar arası rakiplerimiz açısından fındık üretimi cazip hale gelmiş ve Türk fındık tip ve kalitesine uygun üretim sağları kurma çalışmaları hızlanmıştır.
Ticari yapı, kırsal alan gelirlerine fevkalade bağımlı ve duyarlı olduğundan fındık sektöründe ortaya çıkan gelir kaybı daha şiddetli olarak ticaret sektöründe gelir kaybına ve talep daralması nedeni ile sermaye ve istihdam kaybına yol açmaktadır.
Kapalı Dar Pazar modeli içinde adeta domino taşı etkisi ortaya çıkmaktadır.
Fiyat istikrarı ve üretimdeki ürün stok hareketlerinin kontrol edilemez durumda olması fındık sanayini ve ithalatçılarını da zor durumda bırakmakta, üretim sezonu sonunda arzu edilmeyen yoğun spekülasyonların yaşanması kaçınılmaz olmaktadır.
2008 sezonunda 100 – 150 bin ton destekleme alımı ile regüle edileceği düşünülen piyasa ne yazık ki ekonomik krizin de etkisi ile düzenlenememiş ve TMO’nun fındık alımları 363.000 ton seviyelerine yükselmiştir.
Bu miktar, ortalama 5 TL / kg değerle 1.815.000.000 TL seviyesinde bir mali yükün Hazinece karşılanması anlamına gelmektedir.
Fındık sektörünün orta ve uzun vadeli politikaları için Odamızca bir önceki dönemde hazırlanıp sunulan bir rapor bulunmaktadır.
Ancak, kısa vadede fındık üreticilerinin hak ve gelirlerinin korunması, fındık sanayimizin ise istikrarlı bir pazara ulaştırılabilmesi için alınması gereken diğer tedbirleri sunmak gerekmektedir.
Bu tedbirlerin başında TMO veya özellikle Fiskobirlik kaynaklı olarak piyasaya alım maliyetlerinin altında fiyatlarla fındık sunumunun yapılması mutlaka engellenmelidir.
Bu tür faaliyetler, hem gelecek sezon fındık fiyat politikalarının sağlıklı planlanmasını engellemekte hem de fındık işletme sanayi içinde haksız rekabet yaratarak bazı üreticilerin yüksek maliyetlerle karşı karşıya iken bir kısım işletmenin ise düşük fiyat ve maliyet avantajı kazanmasına sebep olmaktadır.
Fındık üreticileri açısından üretim ve satış aşamasında iki husus büyük önem kazanmakta ve sezonluk satışların sirkülâsyonunu etkilemekte, başka bir deyişle pazara arz kontrolünü ortadan kaldırmaktadır.
Bunlarda bir tanesi, fındık üreticilerinin bir bölümünün kentlerde ikamet eder olması ve stok depoya sahip olmaması nedeni ile hasat bitiminde ürününü pazara arz zorunda kalmasıdır.
Gerek yurtdışı ve gerekse yurtiçindeki değişik kentlerde ve hatta merkezdeki yerleşimlerde ikamet eden üreticiler genellikle Eylül 15 itibari ile yaptıkları köyden dönüş sürecinde stok ambar ve koruma kollama unsurlarına sahip olmaması yüzünde ürününü pazara erken arz etmekte, kesin satış veya emanet unsuru ile ürünü tüccara teslim etmektedir.
Bu uygulama, yoğun arz nedeni ile o andaki fiyatları düşürdüğü gibi; emanet usulünün alıcı lehine oluşturduğu finansman avantajı nedeni ile sezon ortası alış fiyatlarının da düşük olmasına sebep olmaktadır.
Bu hususun düzeltilmesi için alınacak en önemli tedbir;
Üreticinin Ağustos ve Eylül ayında pazara erken arzı ile ile ortaya çıkan arz baskısının etkisini asgariye indirebilmek için "TMO, arz fazlası ürün için kendi ambarlarında emanete alma yolu ile stok depo hizmeti vermelidir."
Ancak 28 Şubat 2009/14688 sayılı Kararname eki ile TMO'nun satış yetkileri çoğaltılmış ve TMO tüccar gibi her türlü ürünün satışına ve ihracatına yetkili kılınmıştır.
Bu aşamadan sonra, TMO'nun uygulayacağı politikalar fındık sektörü için çok büyük önem arz edecektir.
TMO, üreticinin arz fazlasını stoklayacak emanet depo hizmeti sağlamalı ancak emanet depoda bulunan ürünler, üretici tarafından satış işlemleri kesinleşinceye kadar işlenilmemeli ve ticari faaliyete konu edilmemelidir.
Bir diğer deyişle; TMO vasıtası ile “LİSANSLI DEPOCULUK” faaliyetlerinin alt yapısı ve fiili uygulamaya geçilecek pratik işlem yapısı hızla sağlanmalıdır.
TMO'nun emanete aldığı veya normal alım yaparak ileri vadeli ödeme yaptığı üreticilerin mahsulü karşılığı vereceği sertifikalar esas alınarak, Ziraat Bankasının fındık fiyatlarının ödeneceği tarihe kadar olan süre için düşük faizli Zirai Kredi vermesi sağlanmalı ve bu yolla vadeli İşlem Borsasının kısmen de olsa benzeri bir uygulama hayata geçirilmelidir.
TMO’nun Türkiye çapında 150.000 ton yeni ambar tesisi gerçekleştirdiği bilinmektedir.
Bu depoların 40.000 tonu Ordu ilinde, 30.000 tonu Giresun ilinde, 25.000 tonu Trabzon’da ve kalan da diğer bölgelerdedir.
Ancak, Ordu’nun 2008 yılı ürünü 210.000 bin tondur. Aradaki fark kiralanan depolarla karşılanmaya çalışılmaktadır.
TMO’nun stok depoları emanet usulde fındık alımı yapması ve bunun düzenli bir şekilde sertifikalandırılması sadece arz baskısını ortadan kaldırmayacak aynı zamanda ürün ihtisas borsacılığının başlamasını da sağlamış olacaktır.
2008-2009 sezonunda Eylül 2008’den itibaren 18.02.2009 tarihine kadar TMO’nun aldığı fındık (362.814 ton) aynı sezon için öngörülen 804.500 tonluk rekoltenin yüzde 45’ine tekabül etmektedir.
Bu veriler modern depo ihtiyacının daha çok ortaya çıktığını göstermektedir.
Fındık üreticisinin piyasaya arz miktarını belirleyebilmesi için ihtiyaç duyulan diğer bir tedbir ise fındık alım fiyatlarının yukarıda arz edildiği şekilde en geç temmuz ayının yarı dönemine kadar açıklanmasıdır. Bu açıklamanın 15 Ağustos tarihini geçirilmemesi gerekmektedir.
Üretici sezon başında fiyatların genel yapısını bildiği takdirde öncelikle peşin satacağı veya depoya sunacağı ürün miktarını belirleme imkanına sahip olacak ve öncelikli olarak kendi satış politika ve hedeflerini ortaya koyabilecektir.
Bu uygulamanın da piyasaya arz baskısını ortadan kaldıracağına şüphe yoktur.
Kısa vadeli bir diğer çözüm önerisi ise, fındık işleme ve ihracatı yapan imalat sektörünün düşük faizli Eximbank kredileri ile desteklenerek rekabet edebilirlik gücünün artırılması ve bu sektörün de stok kabiliyetinin yükseltilmesi ihtiyacıdır. Ancak, istikrarlı bir fiyat politikasının sürdürülebilmesi için üretim maliyetlerinde de sürdürülebilir bir marj içinde hareket edilebilmesi mümkün olmalıdır. Bunu sağlamak için üreticinin girdi maliyetleri üzerindeki vergi baskıları kaldırılarak (gübre, zirai ilaç, patozda kullanılan mazot v.b) sağlanacak sübvansiyonlarla üretirp maliyetleri kontrol edilmeli ve üreticiler Nisan-Mayıs ayı gibi sezon başından düşük faizli sezon sonu vadeli kredilerle desteklenmelidir.
Piyasaların dengelenmesi ve üretim sektöründe gelir artırıcı eki etki yaratılabilmesi için uygulanması gereken bir diğer tedbir ise "Doğrudan Gelir Desteği tatbikatında üretici lehine revizyona gidilmesi yönünde olmalıdır. Yani iktisadi faaliyeti sadece fındık üretimi ve zirai faaliyet olan az topraklı zor durumdaki çiftçi işletmelerine daha yoğun ve nakdi değer açısından fayda sağlayacak doğrudan gelir desteği verilerek bu üreticilerin pazara arz yönünde hissettiği mali baskının azaltılması sağlanmalıdır.
3- Ordu Liman Projesinin Yatırım Programına Alınması
MEVCUT LİMAN PROJESİ:
ORDU-SAMSUN İSTİKAMETİNDE kent merkezine yaklaşık 3,5 km’lik uzaklıkta bulunan ve yapımı tamamlanarak hizmete açılan Efirli balıkçı barınağı; ana projesinde limana entegre olarak planlanmış ve tevzii yatırım projesinde liman hatları belirlenmiş 2001 yılına kadar bütçe programında “Ordu Limanı” madde başlığı ile iz bedeli olarak bütçede yatırım maddesi halinde korunmuş idi.
Liman projesinde, kuzey-batı dalgakıranının uzatılması ve poyraz dalgakıranının Ordu istikametinden çekilmesi ile projenin barınak projesi ile birleştirilerek, entegre bir Liman Projesi Tesis edilmiştir.
Ne yazık ki, balıkçı barınağı tamamlanarak hizmete açılmış ve faaliyete geçmiş ancak, yatırımın ikinci aşaması olan Liman Projesi sukuta uğramıştır.
Oysa, Karadeniz’de Limanı olmayan tek il merkezi ne yazık ki Ordu’dur. 2008 yılı itibari ile 315-320 milyon dolar ihracat yapan ve 50 milyon dolarlık ithalat gerçekleştiren ilimiz özellikle tomruk, Kereste, Taş Kömürü, Metanol, Ayçiçeği tohumu, Toz petrol Kok Kömürü gibi deniz yolu ile yapılan ithalat ve Bentonit, Çimento, Klinker, Çinko Konsantresi, Bakır Konsantresi, Kurşun Konsantresi gibi yine deniz yolu ile yapılan ihracat faaliyetlerinde liman Hizmetlerine ciddi manada ihtiyaç duymaktadır.
Dereyolu-Mesudiye-Koyulhisar iç bağlantı yolunun faaliyete geçmesi ile birlikte, Sivas ve iç Anadolu’ya en kısa ulaşım sağlanmış olacaktır.
Bu nedenle, Ordu Limanı ve özellikle feribot ve konteynır taşımacılık hizmetleri çok büyük önem kazanacaktır.
Mevcut barınağın revize plana uygun şekilde sürdürülmesi ile yeterli bir liman inşası mümkün bulunmaktadır.
Bu konuda revizyon çalışmaları ve plan tadilatı hususu ilgili kurumca daha önceki yıllarda gündeme getirilmiştir.
Ordu Limanı Projesinin tekrar yatırım programına alınması ve 2010 yılı bütçe kanununda uygun bir ödenek ile yerini alması tüm Orduluların ve özellikle iş dünyasının ciddi önem verdiği bir beklentidir. |